mizahgastesi bardak
Derleme

Ünlü Şairlerimizin Kaleminden Geçip Bestelenen Şiirler

0

Müzik ruhun gıdası, şiir bedenin ruhu dedik ve birbirinden değerli şairlerimizin bestelenen şiirlerini sizler için derledik. Bu bestelenen şiirler, ruhunuzu dinlendirecektir.

Karlı Kayın Ormanında – Nazım Hikmet (Seslendiren: Zülfü Livaneli)

Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerede elin?

Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır?

Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak.

Ben oradan geçerken biri: “Amca” dese, gir içeri.
Girip yerden selamlasam hane içindekileri.

Eski takvim hesabıyle bu sabah başladı bahar.
Geri geldi Memed’ime yolladığım oyuncaklar.

Kurulmamış zembereği küskün duruyor kamyonet,
Yüzdüremedi leğende beyaz kotrasını Memet.

Kar tertemiz, kar kabarık, yürüyorum yumuşacık.
Dün gece on bir buçukta ölmüş Berut, tanışırdık.

Bende boz bir halısı var bir de kitabı, imzalı.
Elden ele geçer kitap, daha yüz yıl yaşar halı.

Yedi tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü.
Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü.

En acayip gücümüzdür, kahramanlıktır yaşamak :
Öleceğimizi bilip öleceğimizi mutlak.

Memleket mi, daha uzak, gençliğim mi, yıldızlar mı?
Bayramoğlu, Bayramoğlu, ölümden öte köy var mı?

Geceleyin, karlı kayın ormanında yürüyorum.
Karanlıkta etrafımı gündüz gibi görüyorum.

Şimdi şurdan saptım mıydı, şose, trenyolu, ova.
Yirmi beş kilometreden pırıl pırıldır Moskova…

Bu Aşk Burada Biter – Ataol Behramoğlu (Seslendiren: Haluk Levent)

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çeçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Kara Sevda – Cahit Sıtkı Tarancı (Seslendiren: Fatih Kısaparmak)

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlerde yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür döne dolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir.

Ah Muhsin Ünlü – Kocaelisin Sen Bizim Canımız (Seslendiren: Ali Atay)

Yıkıldık. Yıkıldıkça kanatlarımız
Kanatlarımız morardı, gökleri gördük.
Kalemizde Erhan vardı, görkleri gördük.
Orta saha canavardı, götleri gördük.

Gördük kıyamet mormuş imam vaazından
İşte amcam bir kirişi öpmüş ağzından
‘Ve insan buna ne oluyor dediği zaman;
’U must say good-bai 2 me.
Inh! Inh!

Çürüdük. Çürüdükçe babalarımız
Babalarımız koktu toprağa döktük
Toprak koktu toprağı Allah’a döktük
Allah çoktu cehennemi cennete döktük.

Döktük gitti aklımız al pasiflora iç!
Ali gelme okul çökmüş seni şanslı piç!
Göklerdeki babamız geç kalmazdı hiç.
’U must say good-bai 2 me.
Inh! Inh!

Uyandık. Uyandıkça sakallarımız
Sakallarımız vardı dervişe kestik.
Devlet aciz, rahmet olduk yolları kestik
Mecbur kaldık cesetlerden kolları kestik.
Kestik, boş tabuta bari bir uzuv girsin
Bitsin bu azap burda, dünyada bitsin

Bağırmayan taraftar siktirsin gitsin!
’U must say good-bai 2 me.
Inh! Inh!

Denge – Turgut Uyar (Seslendiren: Sezen Aksu)

Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba

Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş

Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Ah Muhsin Ünlü – Yaşasın! Ne Kadar da İdeolojik Yaklaşıyoruz Birbirimize (Seslendiren: Bağzıları)

Şarkının sözlerinin bir kısmı aynı zamanda müziğin sahibi Ömer Naldemir tarafından yazıldı. Şiirin ise belli kısımlarından yararlanıldı. Aynı zamanda 5 Ah Muhsin Ünlü şiirini de buradan okuyabilirsiniz.

Bazen çok korkuyorum.
Ama bu; aslanlarımı açıklamama engel olmuyor
Çünkü fena halde yaraşıyor birbirine gece ve balta
Ve anneciğim derdi vardı neyin altına giysen olur bir siyah pantolonum şimdi gibi ay!
Tekhnem dolu müfsidle!
Bu da caddelerden derviş devşiregelmeme mâni değildir
Yolları ay bastı mı lambalara koşuyorum ya, bundan
Bunun için kent nesnesi o bıçakla bakunin’di deştiğim
Ki ben devletin taş kestiğini en baştan bilirdim
İsa’yı polise doğru
Lttuğum zaman.
Ellerini el olarak tutmak istiyor ellerim
De ki bunun kaburgamdaki kiliseyle ilgisi yok değildir
Zaten en az on iki kişiden biri haindir
Ama gözlerimi öyle yırtma annem ilkokul öğretmeniydi benim!

Sokaklara çıkıyorum sonra kedilerden görüyorum
gazinolardan
İnanmazsın bir taşra kurmuşlar aynı bize bakıyor
Bir yanım asaf halet söylüyor diğer yanım fabrika
Bir şiiri birkaç kalemle yazmak lazımdır geliyor bana
Bugün yepyeni bir imparatorluk öğreniyorum
Ekmeğin ağırlığından da yeni bir imparatorluk
Örneğin gül dönüyor bir beygiri tasfiye ediyor şair
Arapça Akdeniz diyor ben

Aynadan dönüyorum ayna benden dönmüyor.

Çok sihirli bir kabri söndürüyorum
Bir havari morfin gibi anne söylüyor
Ağlıyorum bak bir çocuk bak bir çocuk bak
Bak bir çocuk çok kötü bir gömlek kuruyor.
Belki de yangın çıksa ve ikna edilmiş olurum
Torbamı topluyorum ve annem şarkı dinlemiş olur
Korkuyorum çobanım yok metal nazlı pim aktif
Çözmüyorum çözersem kın fena halde kalınlaşıyor.
Manchester’dan geliyorlar ve Liverpool’dan geldiler
Birazdan padişah mı öldürecekler dedim
Bir milyon kadardılar ah atları vardı
Artık seni bir çiçek yerine kopartmak istiyorum sevgilim.

İşte sahneden indim ve öpüyorum ağzından
Annem meç yaptırmazsa iftara geç gelir haz
Ey sıkıntının sevdiğim aritmetiği
Söyle banabana söyle; bir kere daha kabz?
İnanmışım kaybetmek esrarıdır esrarın
Çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum`
İpimden kurtulmuşum kaybediyorum
Birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
Tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
Helvetius haklı devlet şaşkın piyanist kara
Memleket sana rağmen ket vururken yarama
Şu çıplak çocuk şu tüyük bürk şairi ben
-Ve emir ‘kun’ diyor, doğruluyorum-
‘bu ülke’den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.

AYAKKABILARINI KAPIMIN ÖNÜNDE GÖRMEYİ İSTİYORUM

Çünkü bu,
Seni seviyorum içine nal salmak demektir.
Ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
Oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
Ve gitmen beni dile indirger sevgilim.

Zaten kırılmış bir kızsın şimdi dövülmüş bir av
Yanmış ırmaklar öneriyorsun toy bedenine
Kavmin yanlış tufanlardan geçip duruyor
Gözlerime baka baka ağlayıp aşk diyorsun
Bir tekkenin ortasına sirk treni devriliyor.
Ki hala çocuk övmeye duruyorsam bu
‘Şehrin en uzak yerinden gelen o’nunla
Ve İzmit’le ve Fargo’yla ve Horasan’la
Ve Hafıs’ın beni eve götürdüğü kınla ilgili bir matkabı
Girdiği çene kemiğiyle birlikte söküp
Şu karşıki düğün salonuna ilave edemememdendir.
Yoksa lar ve ortaokul öğretmenleri giremesinler diye
Babam ve bilhassa dedem
Mahallemize yeterinde toplu polis gönderilmesi konusunda
Gerekli telefonları etmiş durumdalar sevgilim!

Ama yine de sırf sen sürdürebil diye ayın alnında melekçe
Ve şüpheye düşmeden kelebek besleyebilsin diye bir padişah açıkça
Benim alıp kını
Öte yana geçmem gerektir
İçinden memleketi çekeyim diye.
Hem düşünsene;
Bu bizi nasıl imparatorluklaştırır!
Yoo, hayır! omzunu açma. Omzun ideoloji taşır.
Ve fakat ‘dil’e rağmen bütün bunlar sevgilim
Ayaklarına beyaz çoraplar giydirmek istemediğim anlamına gelmeyebilir.

Çünkü bak Süleyman bu sayfadan henüz geçmiş gibi gül lekesi
Ve apaçık kudüsmüş bir zebrayım ben uzun menzilli şiirlere şikar!
Elbet bir gün batar, kuşlar döner, çarmıh baştan düzenlenir
Ve bana tertemiz eller verir Cezayirli O tüccar.
O vakit sana bakıyorum kadar büyür akdeniz
Cumhuriyetin tersinden tertib ettiği çarşılar gibi
Sonra uzun süre bir takibediliyormuşum hissi…
Siz hiç Yahudi bir minibüs şoförü düşlediniz mi?

Bulut mu Olsam – Nazım Hikmet (Seslendiren: Zülfü Livaneli)

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Karanlığı Gölgeyle Yansıtan Tür: Film Noir/Kara Film ve 5 Film Önerisi

önceki yazı

Oyuncuların Kariyerlerini Şekillendiren Efsane Karakterler

Sonraki Yazı

Bu Yazılar da İlgini Çekebilir!

Yorumlar

Yoruma Kapalı.

Daha Derleme